Nar-i Yar Fm

Sonntag, 9. August 2009

ღ Seyduna Şahrud Türküleri




Seyduna ve Şahrud Türküleri (Yitik öyküdür)


Tarihten iki ayrı coğrafyaya damlayan İki ayrı yürekte durmadan kanayan Seydunayla Şahrud Yüreklerin akarken bıraktığı izi Birbirlerinin gözlerinde aradılar. Yoktu. İki iklim farkıydılar Ne zaman göz göze değseler Yangın çıkmayacak denli uzaktılar. Yalnızca aynaların dökülen sırrına yansırdı Üçüncü bir kente düşmüş suretleri Şahrud gökyüzü geliniydi. Yüzüne bulut inse dolardı masal gözleri. Bir solukluk rüzgarda bile Usul usul kanardı gelincik bedeni. Seyduna yeryüzü cehennemi. Ölüm, çağrılı uçurumlarda sınardı sevdasını Yalnız ufuk çizgisinde buluşurlardı, Onu da güneş günde iki kez ateşe verirdi. İki iklim ayrıldılar. Ya Şahrud! dedi Seyduna Gözlerime mermi diye sevdanı sürdüm. Ardına bakma, gözyaşımla vurulursun. Su gibi git. Şahrudun yüzüne keder mayın gibi durdu. Ve zaman gözlerinin su yeşilinde kuruldu. Hüzün bir Buda heykeli gibi çırılçıplak, Yüzlerine oturdu. Rivayet odur ki, Şahrud vardığı denizlerde hala Seyduna türküleriyle uyanmakta, Seyduna, Şahrudun gözlerinden kalan Masalla yaşlanmakta.



● ▬▬▬▬▬ ღ вαнαяα уєηιℓ∂ιℓєя ღ ▬▬▬▬▬ ●

İki ayrı baharın dalıydılar biri ilk diğeri sondu,ve kan ter içerisinde bir yaz aralarıda duruyordu ve bahara yenildiler.Şahrud taptazeydi, filizdi, yüreği güneşi içeçek tenli kar yangınıydı her ucu ayrı bir yeşile sevdali cemreler yaşamla arasında ana sütüydü toprak var gücü ile ayakta tutuyor kendini ve doğurganlığını ona sunuyordu.Şahrud ise her dal yeşile bir tomurcukla karşılık veriyordu içtiği her damla güneşle çiçekleri çıtlıyordu sanırsın rengarenk gülümseyen yeryüzüydü.

Seyduna ölüme ölümüne yakındı Çınardı Şahrudun giyindiğini soyunuyordu ve gelinsi dalları soyundukça çıplaklığından utanıyordu solan yüreği ile her seher güne biraz daha sarı duyuyor ve biliyordu ten soğuması çoğu kez elinde ak kefeni ile vaktinden önce geliyordu. Ölümle yakın dostluğuna birazda bu yüzden minnet duyuyordu Seyduna ile Şahrudun tek ve bütün bağları ayrılıkları da olan mevsimin en uzak uçlarına tutunmalarıydı. Mevsim Haziran sonunda kendini yakınca koptular ve artık birbirlerinin kışında bile yoktular...

Tunay Bozyiğit